Yaz Akşamı Ritüeli: Akdeniz’de Tavla
0 comments
Akdeniz’de yaz akşamı saatle değil, ışıkla gelir. Güneş denize inerken teras serinler. Sofra henüz dağılmaz; ortada, aceleye gelmeyen bir aralık kalır. İşte tavla tam da bu anda masaya çıkar. Çünkü tavla, bitmek için değil, akşamı uzatmak için oynanır.
Yaz akşamı neden tavlaya yakışır?
Bir yaz akşamı aceleye gelmez; tavla da öyle. Zar tahtaya düşer, taş deri üzerinde kayar, söz iki oyuncu arasında gidip gelir. Dolayısıyla oyun bir bahanedir. Asıl olan, aynı masada geçen zamandır. Oyuncular acele etmez, çünkü akşamın kendisi de acele etmez. Kimse yalnızca kazanmak için oynamaz; herkes bir süre daha masada kalmak ister. Ayrıca bu alışkanlık kıyılarımızda çok eskidir: tavla, yüzyıllarca ağırbaşlı sohbetin dili oldu.
Beş bin yıllık bir gelenek
Oyunun kökü çok daha eskiye uzanır. Tarihçiler beş bin yıl öncesine, Ur’un Kraliyet Oyunu’na işaret eder. Romalılar ona tabula dedi. Persler inceltti. Osmanlı sarayı ise onu, beyler arasındaki ağırbaşlı sohbetin dili yaptı. Sonra Akdeniz’in her kıyısı oyunu kendi diline çevirdi. Kısacası tavla hep aynı işi gördü: günün sıcağını akşamın serinliğine bağladı.
Denizden alınan renkler
Yaz, tavlaya yakışır; çünkü ikisi de sabır ister. Elle işlenen deri güneşte ısınır. Zamanla bir patina kazanır ve her mevsimden bir iz alır. Üstelik renkler denizden gelir: kıyının maviyeşili, kumun sıcak tonu. Seahorse’un Akdeniz’den ilham alan paleti de tam buradan doğar. Her renk, farklı bir akşamın ruhunu taşır. Böylece set masaya oturunca, oyun odanın değil akşamın merkezine geçer. Doğru seti seçmek isterseniz, lüks bir tavla setini nasıl seçeceğinizi anlattığımız rehbere göz atabilirsiniz.
Bir yaz akşamını saklamak
Sonra yaz biter. Teras kapanır, ışık erken çekilir. Ancak iyi yapılmış bir nesne kalır. Yıllar sonra aynı seti açtığınızda, içinde yalnızca taşlar bulmazsınız; geçmiş bütün yazlar da orada durur. Deri onları patinasında, kokusunda ve tanıdık ağırlığında taşır. Kısacası bir yaz akşamı kısadır, ama onu tutan nesne kalıcıdır. Belki de en güzeli budur: bir yaz akşamı satın alamazsınız, ama onu yıllarca yeniden açabileceğiniz bir nesneye emanet edebilirsiniz.
